Ana Sayfa - il rehberi
Aranan:   Sektor:           Yardim
boluilrehberi >> Il Gelisme Plani

   İL GELİŞME PLANI

Son onlu yıllarda yaşanan ekonomik, sosyal, teknolojik, politik, kültürel değişimler ve küreselleşme olgusu geleneksel 'gelişme' kavramını değiştirmiş, tartışılır kılmıştır. Bölgelerarası gelir dağılımı dengesizliklerinin giderilememesi, aksine bu farklılığın giderek açılması ve bölgeler/iller arasındaki büyüme hızı farklılıkları 'gelişme' kavramının yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Bugün, 'gelişme' kavramını sadece üretim ya da milli gelir artışına bağlı olarak ele alan geleneksel yaklaşım yetersiz bulunmakta ve kavram 'toplumsal ihtiyaçlar', 'kendi kaynaklarına dayalı gelişme', 'insanın gelişmesi', 'katılımcı demokrasi', 'yönetişim', 'kurumsal işbirlikleri' ve 'çevreye duyarlılık' gibi yaklaşımlar çerçevesinde tanımlanmaktadır.

Öte yandan, günümüzde kentsel gelişme ve bölgeler/iller arasındaki gelişmişlik düzeyi farklılıklarının analizi, sadece fiziksel-mekansal yapı (arazi kullanımı vb.) ve sektörel büyüme performanslarına (GSYİH artışı) göre değil, bölgelerin/illerin sahip oldukları potansiyellere, yönetim kapasitelerine, kurumsal gelişmişlik düzeylerine, sosyal ve teknik alt yapılarına, gelirin toplum kesimleri arasındaki dağılımına göre yapılmakta, gelişme 'çevre' ve 'insan' faktörlerini dikkate alan "sürdürülebilirlik" kavramı ışığında ele alınmaktadır.

Gelişmenin önemli bir bileşeni olan 'mekan' kavramı da değişikliğe uğramıştır. İller gelişmenin mekana yansıdığı alanlar, 'gelişme mekanları' olarak ön plana çıkmıştır. Bunda son yıllarda dünya ekonomisinde ve ekonomik coğrafyada meydana gelen gelişmenin büyük payı vardır. Bölgesel gelişme ve planlama anlayışında analiz birimi artık kent mekanlarıdır. Çünkü değişim en hızlı kentlerde yaşanmaktadır. İller üretimin örgütlendiği mekanlar olarak öne çıkmakta, yerel/bölgesel dinamiklerin ulusal kalkınma ve bölgesel/yerel gelişme sürecindeki önemi artmaktadır.

Türkiye kalkınmasını/gelişmesini 1960'lı yıllardan bu yana beş yıllık planlara dayalı olarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Uygulanan tüm beş yıllık kalkınma planları bölgesel gelişme ile ilgili hedefler ve politikalar içermiştir. Bölgesel gelişme planları beş yıllık kalkınma planları ile uyumlu olarak ekonomik ve sosyal gelişmenin belirli bir hızla gerçekleşmesini hedeflemiş, bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesi, gelir dağılımı eşitsizliklerinin en aza indirilmesi ve refahın yaygınlaştırılması bölge planlama anlayışının temel hedefleri olmuştur.

Sayfa

Ancak bu hedeflere ulaşıldığını söylemek zordur. Ülkemizde bölgelerarası gelişme açığı giderek büyümekte ve bir sorun olarak önemini korumaktadır.

İller ve bölgeler itibariyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) 2000 yılı sonuçlarına göre Marmara Bölgesi yüzde 37'lik pay ile en yüksek katkıyı, Doğu Anadolu Bölgesi yüzde 4,1 ile en düşük katkıyı sağlamıştır. Türkiye GSYİH'sı içindeki paylara göre yapılan sıralamada İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Kocaeli, İçel, Antalya, Konya, Bursa ve Manisa illeri ilk on sırada yer alarak Türkiye GSYİH'nın yüzde 58,8'ni almışlardır. Gelişme açığı ve gelir dağılımı dengesizliği iller bazında da gözlenebilmektedir. Kişi başına düşen GSYİH'sı 1 Dolar'ın altında olan il sayısı 20'dir. 2000 yılında, bir önceki yıla göre, Türkiye GSYİH'ndaki gelişme hızını tutturan il sayısı sadece 25'dir. Kişi başına GSYİH değerleri olarak bakıldığında, en yüksek kişi başına GSYİH'ya sahip il (Kocaeli, 7 556 Dolar) ile en düşük kişi başına GSYİH'ya sahip il (Muş, 725 Dolar) arasındaki fark 10,5 kat'tır. Bu değerler gelir düzeyi ile ölçülen çalışmalarda bölgeler ve iller arasındaki dengesizlikte bir iyileşme yaşanmadığını göstermektedir.

Bugün itibariyle eldeki istatistiklere bakıldığında, uzun yıllar bölgesel önceliklere dayalı destek uygulamaları sürdürülmüş olmasına rağmen, bölgelerarası farklılıkları gidermede başarılı olunamamıştır. Başlangıçta önemli mesafeler alınmasına rağmen, belli bölgelerde uygulanan Kalkınmada Öncelikli Yöreler (KÖY) politikaları ve Acil Destek Programları (ADP) bekleneni verememiştir. Sanayi kuruluşlarının belli bölgelerde yoğunlaşması sorun yaratmaktadır. Kırsal kesimde toprak ve su kullanımındaki bilgisizlik ve teknolojik gerilik ciddi verim kayıplarına yol açmaktadır. Kentlerdeki çevre kalitesi hızla düşmektedir. Topografik yapıya uygun olmayan arazi kullanımı verimliliği olumsuz etkilediği gibi, doğal çevrede de büyük tahribatlar yapmaktadır. Bölgelerarası dengesizliklerin ve artan yoksulluğun yol açtığı göçler önlenememekte, kentlerdeki altyapı sorunları giderek büyümektedir. Kentler göç yorgunudur. Mevcut yasal ve kurumsal-yönetsel yapı kamu kurumlarının etkin çalışmasını engellemekte, verilen kamu hizmetleri halkın ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır.

Sayfa

Bölgesel dengesizliklerin giderilememiş olmasında etken olan faktörlerden biri kaynak yetersizliği ise, diğeri mevcut kaynakların bölge ve il düzeyinde rasyonel bir gelişme planlamasına dayalı olarak kullanılmamasıdır. Bölgenin ya da ilin kendi potansiyelini harekete geçirecek sektörlere yönelik olması gereken devlet yardım ve destekleri, uzun süre belli kesimlere (sektör, firma, bölge) kaynak aktarma amacıyla kullanılmıştır. Devlet yardımları pek çok kesim tarafından ekonomik ve sosyal tüm sorunları çözecek sihirli araçlar olarak görülmekte ve bölgesel-yerel sorunların sadece teşvikler kullanılarak çözüleceğine inanılmaktadır.

Ülkemizde illerin çok geniş bir coğrafyaya sahip olması, sayılarının son yıllarda artması ve yönetim ölçeğinin giderek büyümesi gibi nedenlerle bölgesel gelişmişlik farklılıklarının ve yöresel geri kalmışlıkların giderilmesinde artık ulusal planlar ve bölge planları yapmak yeterli olmamaktadır.

Bölgelerarası dengesizliklerin ortadan kaldırılması, gelir dağılımının iyileştirilmesi, kentleşme sorunlarının çözümü için gerekli kaynakları artık merkezi hükümetler sağlayamamaktadır. Planlı kalkınma ve bölgesel gelişme politikalarının araçları olan Organize Sanayi Bölgeleri, bugün ayrılan kaynakların yetersiz olması nedeniyle tamamlanamamaktadır. Başlangıçta bir sanayi teşvik politikası olan ve az sayıda da olsa bazı illerde başarılı sonuçlar vermiş olan Kalkınmada Öncelikli Yöreler (KÖY) politikası kapsamın giderek genişlemesi nedeniyle başarılı olamamış, bu yörelere verilen teşvikler sürekli azalmıştır. Merkezi yönetimler, yerel yönetimlerin çoğu hesapsız harcamalarının bütçeye getirdiği yükün giderek artması nedeniyle harcamalarda kesintiye gitmektedir.

Bu sorunların çözülmesi ve tıkanmanın aşılmasının tek yolu yerel yönetimlere kaynak yaratmada belli esneklikler tanımak ve kentlerin bu kaynakları kendi içlerinden ya da ülke dışından sağlamaları için gereken yasal ve kurumsal düzenlemeleri yapmaktır. Gelişmiş ülkelerde de uygulanan ve yerel yönetimlere inisiyatif tanıyan, kentlerin gelişmesi için "kaynak geliştirme" ve "mevcut kaynakların rasyonel kullanımı" esasına dayalı bu yöntem ile seçilmiş yöneticiler ve bu kentte yaşayanların ortak gelecekleri için birlikte hareket etmeleri, sorumluluk üstlenmeleri mümkün olmaktadır.

Mekan kavramının analizlere yeniden girmesi ve bölge planlama pratiğinin yeni bir anlayışla ele alınmasında son onlu yıllarda yaşanan küreselleşme ve bölgeselleşme süreçlerinin büyük rolü olmuştur. Bölge ve mekan kavramları, geçmişte olduğu gibi, bir ulus devletin denetiminde, dışa kapalı bir coğrafi-mekansal birim olarak değil, uluslararası ilişkilere doğrudan açılan, bir üretim ağı ile dünya ekonomisine eklemlenmiş, yerinden yönetilen, demokratik-katılımcı bir yönetime sahip ve işlevsel açıdan bütünlük gösteren bir yönetim birimi olarak ele alınmaktadır. (DPT, Bölgesel Gelişme Özel İhtisas Komisyonu Raporu,2000). Günümüzde yaşanmakta olan küreselleşme ve bölgeselleşme süreçlerinin yol açtığı bölgesel dengesizlikler, mekansal kutuplaşmalar, sosyal bütünleşmenin zayıflaması ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler ülkeleri gelişmişlik ayrımı yapmadan bölge ve il düzeyinde planlı ve büyüme merkezli yeni gelişme stratejileri izlemeye yöneltmektedir.

Sayfa

Bir taraftan, Dünya'daki gelişmelerin yönü ve oluşmakta olan yeni dünya düzeninde değişen koşulların itmesi, diğer taraftan yıllardır çözülemediği için kronik hal alan ekonomik ve sosyal sorunlar Türkiye'yi uygulamakta olduğu gelişme stratejilerini ivedilikle gözden geçirmeye zorlamaktadır.

Kent mekanları, Türkiye'de VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine (1996-2000) kadar gelişmenin aktif bir ögesi olmamıştır. İlk defa bu plan döneminde başlayan mekan kavramına ilginin VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemi (2001-2005) ile devam ettiği ve bölge planlama anlayışının illeri analiz birimi olarak aldığı gözlenmektedir. Bu plan döneminde ülkemizde temel yönetim birimleri olan iller için bölge planlama çalışmalarıyla uyumlu İl Gelişme Planlarının hazırlanması öngörülmektedir.

Dünya'da köklü ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşandığı bir dönemde uygulamaya konulan ve Türkiye'de Cumhuriyetin 100'üncü kuruluş yıldönümüne rastlayan yıla kadar uzanan, 2001-2023 dönemini kapsayan Uzun Vadeli Gelişme Stratejisinin amaçları arasında İl Gelişme Planı çalışmaları da yer almaktadır. 2001-2005 yılları arasında uygulanacak olan VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planının bölgesel gelişme hedef ve politikaları kısmında geleneksel bölgesel gelişme anlayışının değiştiği belirtilerek, illerin ekonomik kalkınma ve bölgesel gelişme sürecindeki rolü vurgulanmaktadır.

Bir başka deyişle, ülkemizde mekan artık kalkınmanın temel ögesidir ; iller de ekonomik ve sosyal gelişmenin ve bölgesel kalkınmanın asıl itici gücüdür. İl gelişme plan ve stratejileri uzun dönemli bir toplumsal gelişme stratejisinin temel basamağını oluşturmaktadır.

VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planının hazırlık çalışmalarında bölgesel gelişme planlarının il gelişme planı ve stratejileri kapsamında değerlendirilmesi, özel ihtisas komisyonlarında il gelişme stratejilerine yer verilmesi bölge planlama anlayışının ve pratiğinin mekan bazında yeniden canlandığını ortaya koymaktadır.

Bölgelerarası gelişmişlik farklarının azaltılmasını ve gelir dağılımı dengesizliklerinin en aza indirilmesini temel hedefler arasında gösteren VIII.Beş Yıllık Kalkınma Planında," bölgesel gelişmenin hızlandırılması ve rasyonel kaynak dağılımı açısından önem taşıyan, bölge planlarıyla uyumlu, il düzeyinde İl Gelişme Planları çalışmaları başlatılacaktır" hükmü yer almaktadır. (Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının (2001-2005) Uygulandığına İlişkin TBMM Kararı, 27.06.2000, Karar No:697). Küreselleşme sürecinde " kentlerin öneminin arttığı ve kentler/kent ağları ve bölgelerarası yarışmanın hızlandığı " vurgulanan plan metninde, yerel girişimcilik ve yerel potansiyelin harekete geçirilmesi ve kalkınmayı belirli merkezlerden çevreye yaymak bakımından İl Gelişme Planlarının stratejik bir önem taşıdığı belirtilmektedir.

Sayfa

Bu çerçevede, "İl Gelişme Planının hazırlanmasına veri tabanı oluşturacak olan İl Envanteri ve istatistik raporları hazırlanacak" ve bundan böyle "yatırımlarda devlet yardımları politikalarının belirlenmesinde, bölgelerin sosyo-ekonomik yapıları ve potansiyelleri dikkate alınacaktır". VIII.BYKP dokümanında bölgesel gelişme politikalarının uygulanmasında sürdürülebilirlik, bölgelerarası bütünleşme, fırsat eşitliği, yaşam kalitesi ve katılımcılık ilkelerinin esas alınacağı belirtilmiştir.

17 Ekim 2001 gün ve 24556 (2. Mükerrer) Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2002 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı ek'inde, bölge planlaması ile ilgili amaçlar, ilkeler ve politikalar kısmında " İl kaynaklarının rasyonel kullanımı, mekansal dağılımın düzenlenmesi, il envanterinin oluşturulması, potansiyelin değerlendirilerek illerin gelişmesini temin etmek amacıyla bölge planlaması ile uyumlu olarak hazırlanacak olan İl Gelişme Plan çalışmaları desteklenecektir " denilmektedir.

VIII. Beş Yıllık Kalkınma Plan döneminin ilk dilimi olan 2001 yılında uygulanmaya başlanan ve başta KÖY'ler olmak üzere tüm illerde uygulaması yaygınlaşan İl Gelişme Planlaması ile Türkiye'de bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi ve ülke genelinde dengeli bir kalkınmanın sağlanması hedeflenmektedir. İl Gelişme Planları yerel yönetimler, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile yapılmaktadır. Aynı zamanda, bölgesel gelişme stratejilerinin de hareket noktası olma özelliği olan İl Gelişme Planları, iller ve bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının kabul edilebilir bir düzeye getirilmesi ve görece geri kalmış bölge ve yörelerin kalkındırılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Sayfa

 

Bolu ilinde 2001 yılı Mart ayında çalışmalara başlanılan İl Gelişme Planlamasını "yerel dinamiklerin ulusal kalkınma ve bölgesel gelişme sürecindeki artan önemi" kapsamında değerlendirmek gerekir. İl Gelişme Planlaması bir taraftan ülkesel ve bölgesel planlama, öte yandan il'deki yerel yönetimlerin planlama çalışmaları bakımından da gerekli bir uygulamadır. İlçe'lerin, "İlçe Gelişme Planlaması" kapsamında değerlendirilmiş olması, İl Gelişme Planlarının başarısı için olduğu kadar, kırsal kalkınma bakımından da önem taşımaktadır.

Bolu İl Gelişme Planı'nda amaç, İl'in gelişmesini sürekli ve sürdürülebilir kılmaktır. Plan, bu hedeflere ulaşmada izlenecek sektörel gelişme stratejileri ile bir yol haritası sunmakta ve İl'in gelişmesi için mutlaka yapılması gerekenleri ortaya koymaktadır. Ekonomik ve sosyal yapısı, merkez ilçe hariç, büyük ölçüde tarıma bağlı olan Bolu İl'inde tarımsal ve sınai üretim deseninin yeni alternatiflerle çeşitlendirilmesi, arazinin rasyonel kullanımı, kullanılmayan potansiyelin ortaya çıkarılarak uygun yatırım konularının belirlenmesi bu çalışmanın amaçları arasındadır.

Bolu İl Gelişme planlaması sadece arazi kullanımı ve denetimini hedefleyen fiziksel bir plan olarak algılanmamalıdır. Fiziksel planlama ile birlikte, İl'deki iktisadi sektörlerin geliştirilmesi, sosyal ve teknik alt yapının iyileştirilmesi, kurumsal-yönetsel ve çevresel-mekansal düzenlemeleri de içinde alan İl Gelişme Planlaması kapsamlı ve entegre bir faaliyettir.

Türkiye gibi kentleşmesi sanayileşme ile paralel götürülememiş, kentleri yoğun göçlerin baskısı altında olan, çevre kalitesi düşük, bölgeler ve iller arası gelir dağılımı dengesizlikleri giderilememiş ülkelerde İl Gelişme Planlaması çok daha büyük önem taşımaktadır. Kentsel gelişmenin planlanmasının neden zorunlu olduğunu görmek için, yıllardır imarlı alanların nasıl beton yığını haline dönüştüğünü, tarıma elverişli arazilerin nasıl imara açıldığını ve çarpık kentleşmenin doğal afetler ile birlikte nasıl can ve mal kayıplarına yol açtığını hatırlamak yeterlidir.

Sayfa

İl Gelişme Planı, en genel anlamıyla, kentsel gelişmenin önceden kestirilmesi, gelişmenin kontrol altına alınması ve rasyonel düzenleme çabası olarak tanımlanabilir. Ekonomik, sosyal, çevresel, mekansal, kurumsal ve yönetsel boyutları olan bu plan, kentsel kaynakları rasyonel kullanmak, yaşam kalitesini iyileştirmek ve sürdürülebilir gelişmeyi sağlamak bakımından gereklidir. İl'in kurulu çevresini oluşturan sosyal, ekonomik ve fiziksel elemanların mekansal düzenlenmesini yapmaya yönelik bir eylem olan İl Gelişme Planından beklenen, sürdürülebilir kentsel gelişmenin nasıl ve hangi araçlarla sağlanabileceği ve kentsel kaynakların nasıl daha etkin kullanılacağı konusunda yol gösterici olmasıdır.

Gelişme sürecinde Bolu'ya kuvvetli ve zayıf yönlerini görme olanağı verecek ve yerel potansiyeli harekete geçirerek İl'in "kendi kaynaklarına dayalı" gelişmesini başlatacak olan İl Gelişme Planı, uzun dönemli ve sürdürülebilir bir gelişme stratejisi, bir toplum projesi olarak değerlendirilebilir. Plan İl'in potansiyellerini, zayıf ve güçlü yanlarını, sektörel darboğazları görmek imkanı verecek, dolayısıyla kamu önderlerine, yerel yöneticilere, iş dünyasına ve kentte yaşayanlara kılavuz olacak, bir yol haritası sunacaktır.

Özel sektör açısından İl Gelişme Planı, kamunun bir niyet beyanı olmasının yanı sıra, sektörel büyüme eğilimleri ve uygun yatırım konuları hakkında girişimcileri bilgilendiren bir belgedir. Plan, ayrıca ilin gelişmesi ve yaşanan ortak sorunlar üzerinde bu coğrafya üzerinde yaşayanları düşünmeye ve sorunların çözülmesi için bir platform oluşturma ve işbirliği yapmaya davettir.

Bolu'ya, kamu sektörünün etkin desteğini de yanına alarak, potansiyelini harekete geçirme, kaynakları rasyonel kullanma, özel sektör işletmelerinin teşebbüs güçlerinden yararlanma ve yeni yüzyılda sürekli ve sürdürülebilir gelişmesini sağlama fırsatı verecek olan İl Gelişme Stratejik Planı, yörede kurumsal işbirliklerinin geliştirilmesine, gelişmenin çevre ilçelere yayılmasına ve ilçeler arasındaki gelişmişlik farklarının en aza indirilmesine de öncülük edecektir.

Bolu'da İl Gelişme Planlaması çalışmalarına, T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü'nün Bolu Valiliğine ve İl'deki Üniversiteye "Depremden etkilenen illere öncelik verilmek suretiyle, Bölge Planı ve Rehabilitasyon Projesi hazırlık çalışmaları " nın başlatıldığı ile ilgili 22.08.2000 tarih ve 3328 sayılı yazısı ile başlanmıştır.

15 Kasım 2000 gün ve 24231 sayılı Resmi Gazete'de (Mükerrer) yayınlanarak yürürlüğe giren 2001 Yılı Yatırım Programının Uygulanması Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı Ek'inin Bölge Planlaması Amaç İlke ve Politikaları kısmında yer alan "Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının teknik desteğinde mahalli idareler-üniversiteler işbirliği ile Bolu ve Düzce illeri için İl Gelişme Planları hazırlanacaktır " hükmü İl Gelişme Planlaması çalışmalarının yasal dayanağını oluşturmaktadır. Bakanlar Kurulu Kararı Ek'inde " Plan çalışmaları ile il kaynaklarının rasyonel kullanımı, mekansal dağılımın düzenlenmesi ve il envanterinin oluşturulması, potansiyellerin değerlendirilerek illerin gelişmelerinin sağlanması" nın amaçlandığı belirtilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'nın hazırladığı Bolu İli Gelişme Planı İş Tanımı Taslağı (Kasım 2000) temel alınarak Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğü tarafından proje ekibi oluşturulmuş ve Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanlığı, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğü ve Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığının taraf olduğu İl Yürütme Kurulu üyeleri aralarında 28.02.2001 tarihinde protokol düzenlenmiştir.

Bolu İl Gelişme Planı kapsamında aşağıdaki şemada gösterilen organizasyon şeması oluşturulmuş ve proje sorumluları belirlenmiştir. Kaynak : http://www.bolu.gov.tr



boluilrehberi >> Il Gelisme Plani
Aranan:   Sektor:           Yardim


boluilrehberi.com 2003 © Tum haklari saklidir